
Yani arkadaşlar artık yuhh demek istiyorum, Şu düzeni bozuk Türkiye’de bir bu kalmıştı buda oldu yahuuu eşşek desen anlayacam, at desen anlayacam, inek desen anlayacam ul*n tavuğa tecavüz edilirmi ne zevk aliyorsun sen tavuktan. Sabahın köründe yine mynet.com’a girim dedim yine acayip bir görüntüyle karşı karşıya kaldım hemen sevgili ortağım Özlem ve iyi dostum güzel insan Deprem’e gösterdim konuyu gülmekten yerlerdeyiz şuan bu kahkahalarımızın sebebi adamın tavuğa tecavüz etmesinden ziyade, tecavüze uğrayan tavuğun resimdeki hali işte nazlıcanın fotosu gözlerine siyah bant çekilmiş ve şaşkın şaşkın etrafına bakıyor ” İşte o ilginç tecavüz olayı;Kocaeli’nin Gebze İlçesi’nde 31 yaşındaki M.C, kümeste tavuğa tecavüz ederken sahibi tarafından suçüstü yakalandı. Tavuğun telef olduğu olaydan sonra gözaltına alınan M.c., bir anlık hislerinin kurbanı olduğunu söyledi. “
Tecavüz eden adamın yaşı ile tecavüz olayı çok çelişkili
değilmi arkadaşlar ? ayıp ayıp yahu nereye doğru gidiyor bizim memleket artık ben utanıyorum yahhuu ..
Deprem’den bir not : Şimdi bu tavukcağız töre cinayetine kurban gider en iyisi sahibi bu tavukcağızı haşlayıp suyunada pilav dökmeden önce devlet tarafından koruma altına alınmasını temenni ediyorum (:
Diyarbakır semalarında turladıktan sonra az evvel eve giriş yaptım
Bilgisayarım Düldülün power tuşunu zapladıktan sonra sigaramı yakıp açılması bekledim, açıldığı gibi www.mynet.com a giriş yaparak dünyada ne haltlar oluyor yine kim kimi bombalamış kimin kızı hangi ünlü ile basılmış haberlerini göreceğim derken. Dünya krizi ile ilgili bir konu ile karşı karşıya kaldım Dünya’nın falına bakmış bizim İngilizler bakın bakalım neler yaziyor, işte 2025 yılına kadar bizi bekleyen şeyler.
İngiltere‘de yayınlanan The Independent On Sunday gazetesi tarafından elde edilen 2009 State of the Future (2009 Geleceğin Durumu) isimli rapora göre “İklim değişikliği medeniyetlerin yıkılmasına” yol açabilir. 6 bin 700 sayfalık rapor için Unesco, Dünya Bankası, ABD Ordusu ve Rockerfeller Derneği gibi birçok kuruluş kaynak sağladı.
Ben hayatımı hep kaybeden olarak geçirdim, her dalda elimde olupta zorunda olduğum ve kırdığım hayallerimin acısı beni delirtiyor, beni kandırdıklarını sanmaları, arkamdan konuşmaları, beni küçük düşürdüklerini sanmaları, arkamdan iş çevirdiklerini sandıkları sebeblere gülüyorum çünkü bunlardan haberdarım ve elimden gelmesine rağmen içimde karışmama ve susma niteliği var. Ben yakınımdakileri o bana yanlış yol yapanların farkında olduğumun ve onlara göre farkında olmadığımın göstergesini bozuyorum bu akşam.. Hep içimden bağırırcasına her çevremde bulunan çoğu insanın şerefsizliğini deliliğimin hat sınır damarlarından fırlarcasına haykırmak istediğimin göstergesidir bu yazı.
Kimi zaman dost sandığım dost sıfatını taşıyan çakallar.
Kimi zaman kardeşim diye etrafımda topladığım çoğu dışkı çuvalları.
Kimi zaman uğruna ölümü göze alıp sevdiğim fakat tarafınca sevileceğimin işaretini vermeyen kız uğruna yaptıklarım.
ve kimi zaman’da beni hiç bir zaman anlamayan aile‘m
Aşk : Sevdiğinizin sizi sevmemesi size değer vermemesi çok acıtıyor demi, çok yıpratiyor sizi yada sevildiğiniz kız tarafından sizden çok etrafındaki başka şeylere önem vermesi sizi kahrediyor olmalı. Benimde böyle acılarım vardı şuan dinmek üzere çünkü onun gözünde ufacık bir değerim olsaydı şuan yaptığı saçmalığın farkına varıp hatasını telafi ederdi. Ama aşk bu kimine göre ızdırap kimine göre bir zevk abidesi, Artık benim için tercih meselesi =) Size değer mi vermiyor ? alın ondan verdiğiniz değerleri bırakın onu sevginin yoksulluğunda yaşayan iki cumlelik sıcak kelimenin çıplak sesiyle bırakın onu kendi kaderine onun lüksü buysa sizde onda bulunan kendinize ait gereksinimlerinizi ve itin elinizle size karşı kurduğu kahpe düşleri. B*ku çıkmış bir düşün bir kahpe hayatından farkı yoktur, insanoğlunun bir daha hayata gelip aynı kişiye aşık olma ve sevme gibi bir durumu yok. =) Siz sadece aşkınızı gerekirse onsuz kendinizce yaşayın içinizde bir köşeye atın. Ve çıkarmayın kahpe insanların fahişe dilinin damağına İsminizin sakız olmasına hiçmi hiç gerek yok =) işte bu yüzden kendinizi yaşayın sadece, ve hayatınızın kadınının gözünüzün önünde bulunduğu halde kendinizi başka diyarlardaki gözlere aldanıp fırlatmayın.
İnsanlar gül’ü elde etme için koşarken ayaklarının dibinde ezip geçtiği papatyaların farkına varmaz ! Yada başka bir anlatım tarzı vardı cahilliğime verin.
Dostluk : Bana göre en büyük dost düşmandır. Çoğu zaman düşman bile ezilip bozulduğunuz zaman belli ettirmeden size üzülen kişilerdir. Dost dediğimiz pişmiş kelle sıfatından size kahkahalar atan 4 harfli bir yalan abidesi değildir ! Dost bu zaman’da paradır sadece para kadar değeri vardır. Dost hakkında pek birşey yazmak istemiyorum arkadaşlar. Sadece dost edinmeden önce cebinize bakın .
Aile : Hiç çoğu zaman varoldukları halde onları göremezsiniz. Bu konudada pek diyeceğim birşey kalmadı artık. Değeriniz sadece ve sadece bu dünyada geberdikten sonra ruhunuzun teslimiyetinin hemen ardından sadece 1 haftalık yas’ta dökülen gözyaşlarıdır.
Psikopat Yazar Derki : Umutlarım infilak etti, Beynimden hayallerime giden kısa devreli sinyanlerin atardamlarları patlama eşiğinde..
Psikopat Yazar Kimdir ?
Sene bin dokuz yüzlü yılların 80′larında kedilerin iyice azıp çiftleştiği bir mart günününde (06 MART) gelivermişim dünyaya. İsmimi ibranice’de anlamı hakların babası olarak tabir edilen ” İbrahim ” olarak bırakmışlar, İlk başlarda

İbrahim İnandırıcı (Psikopat Yazar)
uyumak, ağlamak, yemek vede işeyip sıçmaktan başka uğraşım olmamış yani herkes gibi başlamışım hayata. Bunca milyarlık dünyada bir ben eksikmişim gibi ben de gelivermişim işte bu tipi kayık gezegen’e.. Çocukken çok yaramazmışım kırıp dökmekten etrafımdaki eşyaları yok etmekten büyük bir zevk alıyormuşum öyle bahsediyorlar hatırlamıyorum tabikide bu bir iftira’da olabilir ama söz konusu ben olunca ben bile inanıyorum artık x) .. O günlerden belliymiş bugünler’e gelince böyle biri olacağım.. Aslında benden doğuştan kaynaklanan bir sorun tek değil bu. Yaşadığım çevre ve hayat psikolojisininde katkısı var. Hayatım çok Aksiyonlu geçtiği için sıradışı olayları anlatmaya hiç gerek yok kısa ve net bir şekilde Anlatayım…. Kimim Ben ? Hayata güler yüzle bakarken kafasında acabası eksiksiz hayaller kuran içinden geceni ancak sayfasında terbiyesizce birazda siyasete bağlayarak tüm samimiyeti ve komikliğiyle blog’unda yazılar yazan melek tipli gencim. Bekarım, hayvanları en fazla 20 dkk severim Sonra tekmelerim. En sevdiqim hayvan kediydi biri yüzünden ondan da nefret ediorum kedilerdende gördüğüm yerde tekmelerim Galatasaray’ı tutarım ama Barcelona’yı takdir ederim.Sabırsız insan’dan hazzetmem , Takılıp düşeni kaldırmam Neden düştüm demesini beklerim. Yemek yapmayı bilmem yapılanı yemeyi severim. Seçmem yavas yavas yerim. yesem yaramaz yemesem azalmaz Hayatta en nefret ettiğim insan türü arkadaşını para için satan kişilerdir artık kimin ne mal oldğunu biliyorum gelmeyin üstüme sizede dalarım, Emo’lardan nefret ederim gördüğüm yerde ağzını burnunu kırarım. Bana yapılan haksızlığı sevmem, Baskasının hakkını yemeye bayilirim. Haktan geldim Hakka giderim ” AMİN ”
Bilgisayarla Ne zaman ve Nerde Randevulaştı ?
99′Lı yıllar’da bir grup küçük ilkokul öğencisi ve aynı zamanda abaza bir grup halinde gezen çete mensupları arasında, kabarmayı bekleyen küçük bir yaratıkken. Yunus adlı lanet olası bir arkadaşımın babasına ait olan internet cafe’de takılan, psikolojik baskıları sanal alemde dindirme operasyonu içerisinde uğraşan yaratıklar yani bizler, o sıralar yaşımızın küçük olmasına rağmen messenger’ımızın olması gurur vericiydi. Ama pek kimse yoktu listemizde 500-600 kişi felan vardı hep çevrimdışı insanlarla boş boş takılıyorduk, o kırmızı adam ne zaman yeşil olacak diye beklerken kendimi o yaşlarda diğer arkadaşlarım gibi half-life, süper mario, big ball gibi oyunları oynamam gerekirken hep o lanet olası kırmızı adamların yeşil olmasını bekliyordum . Öyle böyle derken 99′yıllarının sonlarına doğru bir akşam evden çıkıp dersim için internet cafeye gitmeliyim diyip evden kaçamak yapıp cafeye ders için değilde o kırmızı adamların yeşil olup olmadığını öğrenmek için eve türlü türlü ders metodları hazirlayip bunları çalışmaya gideceğim demem zaten benim ileride böyle biri olacağımın sembolüydü dersi bahane edip metodları hazirlarken zaten profesör olmuşumda haberim yokmuş meğer . Neyse efendim işte öyle böyle derken o akşam eve döndüğümde meğersem bana süprizcik yapmışlar ve Fujitsu Siemens markalı Ekran formatı belli olmayan benim vucudumdan ağır olan ve 80 lı yılların tv kasası gibi bir monitore sahip olan 20 gb harddisk 128 mb ramli irice bir bilgisayar gördüm karşımda abimin sağda solda öğrendiği bak ibrahim bu mouse bu klawye bir dosyayı açmak istersen iki defa dosyanın üzerine tıklıyorsun deyip bir türlü o dosyayı açamaması bak burda mario oyunu var diyip oyun kısayol simgesine ardı ardına basıp bilgisayarı kullanılmaz hale getirmesi sonradan işin içinden çıkamayıp acaba bu bilgisayar bozukmu diyip oyunu açmaktan vazgeçip beni deli etmesi ile başlayan maceram bilgisayarı elinden alıp bana ne öğretmeye çalışıyorsun söyle sana gösteriyim deyişimle başladı ders hikayeleri ile evi uyutup cafelere gittiğim. Ve ne hikmetse bahsedilen bir rivayete göre o çocuk abisi ile o günden bugüne kadar her zaman aynı anıları istemeden yaşıyor hehehehe 2002 -yıllarının başlangıcından 2008 yılının başlangıç tarihleri arasında, geçen olaylar gayet karışık blog yazarken aynı zamanda başka siber kollarda takıldığım dönemler oldu. Bu yüzden bu karışık ve ilgi çekici yıllarımı pek yazmasam daha güzel olur hem ben yorulmam hemde kendimizi başka boyutlara taşımanın bir alemi yok sanıyorum.
Real Hayatta neler yapar ?
Real hayatta ise 1999-2009 bu yıllar içerisinde pek bir aktivitem olmadı genelde günümüzün çılgınlığı bilgisayar tutkunluğu benim üzerinde fazla etkisi olduğundan pek canlı bir hayatım olmadı. Yani bir oyuncağım olmadı Bir bisikletim oldu bilgisayarı bırakıp hemen bisiklete koştum bindiğim ilk gün bisikletle kaza yaptım Jantları kırıldığı için benimde canım acıdığı için bu Bilgisayar tanrısının ona yanlış yaptığımı sanıp bana verdiğini düşünmemle oluşan bir kaç histen dolayı bilgisayara tekrar bağlanmamı sağladı. 17-18 li yaşlarımda milletin bu yaşlarda normalde abaza bir yaratık Ergenus olarak nitelendiren bir toplumun içinde Espirili efendi aşık bir aptal çocuk rolünü üstlendim. veeeeee böyle devam etti kusura bakmayın real hayatla bir ilişkim pek olmadığı için haftanın 7/24 ‘ünü bilgisayar üzerinde geçirdiğim için pek bir durumum yok. Anlayacağınız bir anlatım tarzı vermediğim için özür dilerim.
Neleri Sever ?
•Öncelikle sigara ve Msn messenger vazgeçilmezleri arasındadır.
•Kendini sevmez kendini sevenleri sever
•Blog sayfasını sürekli yenilemeyi sever.
•Halı saha maçlarına nadirende katılsa futbol onun vazgeçilmez aşkıdır.
•Diyarbakır’ın karanlık sokaklarında oturup yorgunluğunu sindirirken yaktığı sigaranın ilk nefesinde gelen zehir tıkırdağını çok sever.
•Photoshop vazgeçilmezleri arasındadır, resimler üzerinde oynamayı sever, E-KART Tarzında duygu yüklü resimler tasarlar.
•Bilgisayar dışında arkadaşları ile dışarlarda sürterken aklı başında dostları ile oturup uzun muhabbetler kurmayı çok sever.
•Alkol kullanmaz fakat kullanan insanlar’dan neşe almayı çok sever
•Hem real hem sanal hayatta sade kalmayı sever.
Neleri Sevmez ?
•Alkol, uyuşturucu ve diğer maddelerden nefret eder.
•Bilgisayarının en yoğun çalıştığı saatleri arasında aniden fenalık geçirerek bozulduğu anı hiçmi hiç sevmez
•Messenger listesindeki kişilerin msn başlığında kalpler seni seviyorum sana tapiyorum sensiz bir hayat bana zulüm sev beni seveyim seni kemir beni pakize tipinden abaza ruhlu masum görünüşlü insanlardan nefret eder.
•Messenger üzerinden msn başlıklarına siyaset yüklü başlıkları gördüğünde çılgına döner ve hemen sataşır
•Günümüzün modası haline gelmiş Emo, Ateizm ve benzeri salaklıklardan hoşlanmaz gördüğü yerde sataşır.
•Erkeklerden çok kızlarla oturup güzel sohbetler etmeyi sever.
En sevdiği bilgisayar oyunları ?
1.Call Of Duty 1-2-3-4-5 : Tüm serilerini oynadım ve gayet güzel bir oyun herkesin oynamasını öneririm. Özellikle 4. serisini çok beğendim oyun America ve Irak savaşını ele alıyor ve çok gerçekçi efekler kullanılmış hem ses olarak hemde görüntü olarak.
2.Fifa 2007 : Ben bu oyunun hastasıyım abi cafeye bile eski dostlarımı görüp ziyaret etmeye gideyim derken bir anda kendimi bilgisayar başında yemeğine veya başka bir bahis üzerine arkadaşlarla turnuva çevirdiğimi bilirim. Fifa 99-00-01-02-03-04-05-06-07-08-09 Bu serilerin tümünü oynadım ve ezbere biliyorum Yemeğine oynamak isteyen ?
3.Zuma II : Bu oyunda çok güzel her ne kadar çocuksu ve zor bir oyun olsada gerçekten mantık ve göz sağlığı için gayet güzel bir oyun oynamanızı şiddetle öneririm.

Merhabaaa dünya yine ben geldim, sen kaçtıkça ben gelmeye devam edeceğim. Evet dostlar uzun aradan sonra tekrar blog’u karalamaya başlıyorum, küfür yok ! Şiddet içerikli mesajlar yok ! Aşırı siyaset yok ! yokmu yok efendi efendi takılın hadi bakim..
