Mardin kapısının doğusunda geniş bir kaya kütlesinin üzerine inşa edilen keçi burcu Diyarbakır Sur’larındaki en büyük ve en eski olanıdır. İnşa tarihi bilinmemekte 1223 yılında Mervanoğulları tarafından onarımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu büyük ve görkemli burçta 11 kemer bulunmakta. Tapınak olarak kullanıldığı rivayet edilen bu burcun son kısmında bir kuyu ve yeraltı geçidini anımsatan dehliz bulunmuş fakat beton blokla kapatılmıştır. Geçen üç bin yıldan sonra turizme açılmak üzere restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Milattan önce şehirde hüküm süren Huri’ler tarafından yapılan ve milattan sonra 349 yılında Roma imparatoru Konstantinos zamanında bazı kısımları onarılarak genişletilen Keçi Burcu’nun, imparator Justinianus tarafından bugünkü halini aldığı tahmin ediliyor. Son olarak Keçi Burcu Cumhuriyet’in 79. kuruluş yıl dönümü resepsiyon’una ev sahipliği yapmıştır. (2002)
Aşağıdaki fotoğraflar Psiko arkadaşım ile yaptığımız turda çekilmiştir.
Psikopat Yazar’ımız artık asker. Dün 17.30 da kendisini paketleyip gönderdik. Uzun bir süre psiko yazılarından mahrum kalacaksınız ve artık buranın psikopatı benim ben ne dersem o olacak. Herkes itaat edecek ! Kendisiyle çok zaman geçirdik, ne kumpaslar atlattık biz (kendisi anlar). Yazıyı kısa kesiyorum ara ara buraya birşeyler yazarım artık blog bana emanet, sizde Allah’a emanet olun.
Merhaba sevgili arkadaşlar, artık son günlerimin eşiğine dayandım 2-3 gün sonra çocukluğumun başkenti olan Güzelim Diyarbakır’dan Askerlik için ayrılıyorum. Vayy be diyorum bazen kendi kendime yaş oldu 21 arkadaş, Acı kederle doldurduğum bunca yılımı düşünürken hala küçük bir çocuk gibi acı çekerek inleyerek geçirdim kafamı kaldırıpta büyüdümmü acaba diyemedim birtürlü. Ama görünen şuki çocuk değilmişiz meğerse biz 9-10 yıl önce içimizde çocuğu henüz 10-11 yaşındayken hayatın kör kurşunu ile infaz’a kurban vermişiz. Değmezmiş hayatla münakaşaya girip onca güzel günlerimizi harab etmeye, hani derler ya ne kadar’da bu kelimeleri söylesende arkadaş içinden geldiğini yazmiyorsun demiyorsun diye… Hayır ! bu sefer gerçekten içimdeki ölen çocuğun ruhunu dinliyorum boşver artık seni üzenleri ve seni yalnız bırakanları. Onlar seni kendi çıkarları kendi istekleri dışına taşan fikirleri ve nefsi için terketti seni yalnız bıraktı, Seni bir hiç ve piç yerine koydu ! Kim var şimdi ? kim kaldı geriye hiç kimse kalmadı geriye herkes ayrılıyor kendi yoluna birer birer savrularak, birer birer sana kazık sokarak ! Ben bu dünya denilen siktiri boktan çarkı arkadan fırlamış pisliklerle dolu gezegen’de hertürlü haltı gördüm yaşadım yaşım 21 ama ruhum 50 yaşında diyebilme kıvamına gelmiş bir insanım.
Bana göre
Arkadaş diye birşey yoktur, arkadaş beyninizdir gereken yerlerde o sizi yönlendirir o sizi sevindirecek şeyleri kurgular gerekmediği yerde ise kendi düşünceleriniz ile neyin doğru neyin yanlış olduğunun kanaatine varınca hissetmektir. Bir diğer benim için arkadaşın tanımı ise arkadaş cebindeki para miktarıdır cebinde bozuk para kadar arkadaşın kağıt para kadar uzun dilli bir o kadar’da pisliktir. Arkadaş diye birşey yoktur bende sadece kardeş olarak bildiğim ve yerine koyduğum şahıslar’dır sevdiklerim. Arkadaş kelimesi bana çok saçma geldiği için pek bişi yazamayacağım.
Aile dünyanın en güzel yapı taşıdır fakat aklım hep piçliğe çalıştığı için çocukluğumu anamın dizine kafamı koyarak saçımın oynanmasına fırsat veremem, benim şuanki aile özlemimi tekrar arama eskiye dönme şansımın fırsat verilmemesine işarettir. Ailemin bile varlığımdan şüphe duymasını sonrada kaybettiğim onca yılın bir blog sayfasında bir konu olarak anlatılması ne kadar üzücü ve utanç verici olduğunu şuan yazdığım yazıda belirterek anlatiyorum. Abimle bile daha yeni yeni yüz göz olan bir insanım bir abim varmı dert ortağı olimmi diye hiç aklıma sokamadığım aile sıcaklığı gibi. Yada siz hiç babasızlık nedir bilirmisiniz ? Babanızı daha küçükken kaybetmek ve hemen ölümünün ardından, onlarca sorunla karşılaşan ailemin dertleri yüzünden beynimin artık yerinden fırlaması ve şizofrenik bir insanın duyguları ile aynı kıvamda olup aynı şeyleri taşıdığımı bilir misiniz siz ? Daha baba kelimesini yeni kavramışken babanızın aniden hayattan gitmesini ve bidaha dönmeyeceğini o yaşta kafanıza girmesini bile bile yaşamayı bilirmisiniz ? Bilirmisiniz lan her bayramı evimde otururak normal bir günmüş gibi geçirdiğimi. Bir bayram gününde ufacıkken daha toyken bir babanın çocuğa sarılmasını çocuğun baba demesiyle içimdeki yarayı yıllarca şuan bile yaşarken bunun gibi görüntüleri bir çocuk gibi ağladığımı bilirmisiniz siz ? Nerden bileceksiniz ki ? Siz anca başınızın götünüzün açıkkenki size bakan insanların sizin hakkınızda güzelmi çirkin mi ? yada erkekler içinde acaba şu emo tarzı saçım yakıştımı yada bende ortama ayak uydurim. Eve gitmiyim arkadaşlarla kızlarla takiliyim geceleri o bar senin bu bar benim diyip içip içip götü kaybetmeyi bilirsiniz siz.. Sizler götünüz kalktığında kendini bir bok sandığınızda baş örtülü ananızdan bıyıklı sakallı babanızdan utanan mini etekli – küpeli yawşak erkeklerden başka hiç bir hal değilsiniz. Evet aferin size kendinizi bi bok sanınca böyle olmaya devam edin çünkü gerçekten boktan başka bişi değilsiniz.
Şimdi annenize babanıza sarılın ve onları doyaca koklayın sarılın çünkü birşeyi kaybettiğimizde değerini anlarız ve Allah’tan son bir şans isteriz. Ama siz kimsinizki ona ne hakkınız olacakki artık hiç bir hakkınız öyle bir lüksünüz yok koca bir hiçsiniz.
Sevmek benim bu hayattaki en acı ve en büyük gerçeklerimden biriydi sevdim ama birtürlü sevilmedim şahısdan yana..
Sevmeyin kardeşlerim bok etmeyin gençliğinizi geri çekilin yanmayın ben gibi yanmayın. Örtmeyin üstünüzü bu sevgi aşk denilen yalan boktan şeyle. Neden bu sözleri söylüyorum neden canım acıyor kimse biliyor mu ? duyuyormusunuz yada sessiz çığlıklarımı ? kulaklarınız çınlıyormu ? neden böyleyim biliyormusunuz ki sizlerin hiç bir gece ansızın hıçkırıklar içinde kabus görmüş gibi uyandığınız oldumu? yine uykusuz kaldığınız zamanın herhangi bir diliminde zemheri ayazında yalın ayak pencereye balkona çıkıp yıldızları izlerken elinizde çakmak ve 20 sarılı nikotinle ağziniza aldiğiniz sigarayi öldüresiye içinize çekerken hayalini kurduğunuz o yalan umutlarınıza kahkahalar attınız mı demir parmaklıktaki akıl hastaları gibi ? Sizler her yağmur yağdığında görür görmez dışarıya çatı katına fırladığınız oldumu altında ıslanarak tüm engellere karşı ? sizler soğuk kış gecelerinde onu düşünerek yaşadınız mı hiç yeniden baharı ? gecenin herhangi bir saatinde tüm herşeye rağmen içinde yarım kalmış bir umutla geçmişle avunduğunuz oldu mu hiç geleceğe aldırmadan? Sizlere diyorum sizlere hiç yaşamınızın avuçlarınızın arasından kayıp giderken yaşadınız mı yeniden o günleri ?
O istemesede o ne kadar zıt gitsede üstüne üstüne kendinizi köpek edip kahrını çekip sırf seviyorsunuz diye her saniye dahada bağlandınızmı ona son ana kadar ?
Bunları yapmadıysanız etrafa har vurup harman savurarak bağırarak bana aşığım ben onu seviyorum demeyin !
Ben onsuz yaşayamam demeyin ! Yaşarsınız
Bakın mesela ben.. dün’e kadar onlarca intihar çeşidini kurgulayıp denemeye kalkan geberemeyen ben hala yaşıyorum hayata sevdigime ve sevdigim insanların bana yapdiği bu işkenceye rağmen..
Can yücel’in harika bir şiir’ini sizlerle paylaşmak istiyorum bu yazının sonunda.. Daha fazla yazamayacam bunalıma girdim çünkü (=
Allaha emanet olun..
_________________________________________
O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…
Can YÜCEL
Merhaba sevgili dostlar, sivil hayatımın sona ermesine son 9 gün kaldı. 4 Aralık 2009 tarihinde Otobüsüm Diyarbakır’dan Konya istikametine doğru yola çıkıyor ve arkamda 21 yıla sığdırdığım sivil boktan bir hayat kalıyor. Şimdiden Konya Hava savunma ve eğitim merkez komutanlığına düşecek olan 15 Arkadaş edindim, Gerçi her ne kadar kesin bir görünüşü olmasada ben kendimi böyle tatmin ediyorum. Geride bıraktığım bir kaç dostum ve ailemden başka kimsem yok. Yani askerdeyken uğruna her gün şafak sayarken hüzünleneceğim bir sevdiğim yarim kalmadı arkam’da. 15 Ayın sultanı olarak 5 Aralık’ta gidip birliğime teslim olacağım. Diyarbakır şehrinde bıraktığım Kardeşten çok sevdiğim insanları özleyeceğim kesin. Şahin – Şehmus (Tofan) – Salih – Mervan – Mustafa abi ve ismini sayamadıgım bir kac dostum. En çokta hergün usanmadan bıkmadan bana bulaşan rencide etme yollarında başarılı seviyesi ve madalyaları olan şahin kardeşim beni sevdiğin için bu kadar bulaştığını biliyorum en çok seni özleyecem ortak .
Gider bu adam arkada bıraktığı onca şeye rağmen
Gider ayazın en üşüdüğü vakitlerinde
Buğulu cam’a bir parça his bırakarak.
Gider bu adam ardında sevgiliye hasret tek sıkımlık umuduyla
Gider bu adam sevda çemberini kurşuna dizerek.
Gider bu adam ardında yara bırakıp izini silerek
Gider bu adam sevda bölüğüne kıdemli asker olarak..
( Özlem – Pınar – Beybun – Huriş – Ebru Abla – Helin – Gizem(GizmO) – DiLan – Dilek ) ve ismini sayamadıgım diğer dostlar sizide unutmicam lan görende doğuya düşmüş sanacak havacıyım lan havacı
KONYA HAVA SAVUNMA VE EĞİTİM MERKEZ KOMUTANLIĞI
Worm_Piloyd.B adlı virüsün exe, html ve asp uzantılı dosyaları etkileyen virüsün kullanıcıların dosyalarını düzeltmelerine de imkan tanımadığı tespit edildi.
Virüsün bulaştığı bilgisayarların internet bağlantıları üzerinden yayıldığı ve bu tehdite karşı antivirüs yazılımlarının güncellenmesi tavsiye edildi.
Merhaba sevgili dostlar, bugün (20 kasım 2009) Silvan askerlik şubesine 20 ci gidişim ve sonunda acemi birliğimi yapacağım yer tarafıma açıklandı.
Acemiğilimi yağacağım yer : Konya Hava Savunma Okulu Ve Eğitim Merkez Komutanlığı 89/4 Tertip
23 Kasım Pazartesi 2009′da ise sülüs’ümü gelip alabileceğimi söylediler ve 2 aralık 2009′da kısmetse Konya Hava Savunma Okulu Ve Eğitim Merkez Komutanlığı’na acemiliğim için teslim olacağım. Benimle aynı yerde aynı kaderi paylaşan tertiplerim bu konu altında ” Yorum Yazın ” Adlı bölümde yorumunu bırakırken msn adreslerinide birakabilirler böylece en azından oraya gitmeden evvel tanışıp kaynaşabiliriz. Diğer 89/4 tertiplerim ise yerleri farklı olan arkadaslarda bu konu altında yazabilirler belki aynı yere düşme ihtimali olanlar için iyi olacaktır.
Hayırlı teskereler dilerim.
Merhaba sevgili dostlar, eğer TSK Yine bizi oyalamıyorsa eğer şuan Tüm herkes yerlerini öğrenebilirler bugun 20 kasım 2009 cuma askerlik şubeleri bugün açıklayacaklarını bildirdiler


BURADAN OYUNUN VİDEOSUNA ULAŞABİLİRSİNİZ…OYUN FİLM GİBİ GERÇEKTEN
Ön İnceleme
Modern savaş sanatı yeniden belirleniyor!
İkinci Dünya Savaşı konulu yapımlar arasında çok özel bir yeni bulunan Call of Duty serisi, dördüncü oyunuyla birlikte modern arenaya ayak basmış ve büyük bir ilgiyle karşılaşmıştı. Dünyayı tehdit eden Rus terörizmini ve Orta Doğu�daki karışıklığı konu edinen Call of Duty 4: Modern Warfare, neredeyse tüm otoriteler tarafından “Yılın oyunu” unvanıyla taçlandırıldı. İlk yapımın piyasaya çıkışından kısa bir süre sonra yeni oyunun geliştirilmesine başlayan Infinity Ward, Modern Warfare 2 (MW2) ile heyecanlı operasyonları geri getiriyor.
Sovyetler uslu durmuyor
Yeni oyunumuzun ismi, Modern Warfare 2. Artık Infinity Ward’ın geliştirdiği yapımlarda “Call of Duty” ibaresinin yer alması düşünülmüyor. Konuya gelirsek, ilk Modern Warfare’da yaşanan olayların ardından birkaç yıl geçmiştir. Imran Zakhaev’in öldürülmesinin sonrasında bazı gelişmeler yaşanır. Vladimir Makarov isimli bir Rus, hem intikam almak, hem de yarım kalan nükleer faaliyetleri tamamlamak için harekete geçer. Bunun büyük bir tehlike unsuru olduğunu fark eden güvenlik güçleri, oluşturulan “Task Force 141″ isimli özel bir timi bölgeye gönderir. İlk oyunda olduğu gibi yeni yapımda da alternatif gerçeklikte bir senaryo bulunuyor. Ekipte yer alan Gary “Roach” Sanderson isimli bir acemiyi kontrol ediyoruz ve yanımızda, ilk maceradan da tanıyacağımız Soap MacTavis kıdemli bir asker olarak yer alıyor.
E3′te gösterilen oynanış demosu, Makarov hakkında bilgi edinmek için Kazakistan’da yapılan özel bir operasyonu konu alıyordu. Yönettiğimiz karakteri ve yanımızda bize Soap’ın eşlik ettiğini görüyoruz. Oyunda ilk dikkat çeken nokta olarak, kesinlikle karakter animasyonlarını gösterebiliriz. Koşmalar, ani hareket etmeler, düşmanların vurulunca verdiği tepkiler ve atlama gibi aksiyonlar görülmeye değer. Özellikle adamlarımızın düşmanlardan kaçarken bayırdan takla atarak inmesini ve sonunda kayarak durup, arkalarına dönüp ateş etmelerini şaşkınlıkla izledim. O andaki sürtünme sonucu zemindeki karların etrafa yayılması gibi ince detaylar da çok hoş olmuş. Bunu sadece bir örnek olarak verebiliriz. Yapımda bunun gibi birçok yeni detay bulunuyor.
Dünya çapında operasyonlar
Senaryo modunun oyuncular için doyurucu bir tat bırakacağı söyleniyor. Üzerinde yer alacağımız detaylı ve alternatifi bol haritalar, görevlerimizi tamamlamak için bize hiç olmadığı kadar çok fırsat sunacak. Rio De Jenario, Sibirya, Kazakistan gibi dünyanın birbirinden farklı noktalarında operasyonlarda bulunacağız. Kar motoru, helikopter gibi araçları kullanabilecek, hatta deniz altında bile ilerleyebileceğiz. Yüzme unsuru da, yeni yapımla birlikte seriye dâhil edilen bir özellik olarak karşımıza çıkıyor.
Modern Warfare 2′de singleplayer yanında bir de Special Forces modu yer alacak. Bu sayede World at War ile ilk kez seriye dâhil olan co-op oynanış, Modern Warfare 2 ile inanılmaz bir ivme kazanacak; çünkü Special Forces sıradan olmayan, başlı başına hazırlanmış ayrı bir başlık. Silahlarınızı, araçlarınızı ve hatta kalkanlarınızı alabilecek, operasyonlarda sırt sırta çarpışabileceksiniz. Yeni araç-gereçlerin yanında yeni silahlar da yer alacak. Örneğin yapıma eklenen yeni radar silahı sayesinde, görüş alanımız kısıtlı olsa dahi, silah üzerinde yer alan radarla bölgede yaşanan tüm hareketliliği takip edeceğiz. Zaten oyun ekranında hiçbir gösterge yer almıyor. Bu sayede daha dinamik bir atmosfer elde ediliyor.
Kalite kokusu
Multiplayer modlar hakkında henüz detay verilmek istenmiyor. Fakat ilk oyunda bulunan devrimsel Perk sistemi, daha da geliştirilerek ve yeni özellikler eklenerek Modern Warfare 2′de yer alacak. Üzerinde durulan en önemli noktalardan bir tanesi de bu. Infinity Ward, Modern Warfare 2 için hazırlanması planlanan DLC paketlerinden de söz etti. İlk olarak Xbox 360 için çıkacak olan paket, sonraki bir zaman diliminde diğer platformlar için de boy gösterecek. Zira halen Live üzerinden 13 milyon kişi Modern Warfare oynuyor.Yapım, ilk oyunda kullanılan ödüllü grafik motorunun biraz daha modifiyeli versiyonuyla hazırlanıyor. Gelen açıklamalara göre MW2, 60 FPS değerinde çalışacak. Yukarda da bahsettiğim gibi; karakter animasyonları, silah detayları, karların savrulması, düşmanı vurunca sıçrayan kanın duvarda iz bırakması gibi ince detaylar, ışıklandırmalar ve her bir mekânın özenle tasarlanması, oyunun görsel olarak iyi olacağının bir kanıtı. İşitsel bakımdan da her zaman kaliteli olan seri, MW2′de Wesker’ı seslendirme ekibine dâhil etmiş. Resident Evil serisindeki ünlü Albert Wesker’a hayat veren Ken Lally, yapımda yer alıyor.
Modern Warfare 2, önceki üyelerinde de olduğu gibi çok uluslu oynanış unsurunu bulunduruyor. Yani birden fazla farklı karakteri yönetebileceğiz. 10 Kasım’da PC, PS3 ve Xbox 360 için raflarda olacak olan Modern Warfare 2, yılın en iyi FPS oyunu olmaya aday.
Sistem Gereksinimleri
� OS: Microsoft Windows XP or Windows Vista (Windows 95/98/ME/2000 are unsupported)
� Processor: Intel Pentium 4 3.2 GHz or AMD Athlon 64 3200 + processor or better supported
� Memory: 1 GB RAM
� Graphics: 256 MB NVIDIA GeForce 6600GT or better or ATI Radeon 1600XT or better
� DirectX ®: Microsoft DirectX (R) 9.0c
� Hard Drive: 12GB of free hard drive space
� Sound: 100% DirectX 9.0c compatible sound card
� Internet: Broadband connection and service required for Multiplayer Connectivity. Internet Connection required for activation.
� Co-op/Multiplayer Hosting: Co-op or MP to host matches, a 2Ghz dual-core or better processor is recommended.
CRACK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ !!!
SERİAL isterse = YQE2A-JBG32-FL82F-RDPCQ-LJL8T
Arkadaşlar İndirin Kesinlikle Çalışıyordur Kendim Tarafımdan Denenmiştir.( TSE damgalıdır
)
Yalnız kotalı kullanıcılar indirmesin indirme yarım kalır boyutu 11 gbdir.
Tavsiyem İndirirken İNTERNET DOWNLOAD MANAGER’dir…
Teşekürler…
Saygılar…
VS. VS. 


İşte yine gidiyorsun
Yine hiç birşeye aldırmayıp koşuyorsun o yola
Her bir adımında umutlarıma basıp ezip ezip gidiyorsun
Tekrar gideceğini bile bile senle olan ben
Beynim’de isyan ateşi tutuşturup
Dilim’den firar eden sözlerle
Sana ait son mısralarımı tutukluyorum gecenin bir vakti
Mapushane bahçesinde bir özgürlük çiçeğiyim elinde
Kopar beni en nefretle dolup taşan damarımdan
İstekle istediğim ve hiç olmayan günlüğümün
Hiç bir zaman yazmayıp sadece beyazlığına baktığım sayfaya
O her duyuşumda beynimden vurulmuşa döndüğüm ismin beliriverdi.
Bak bak sevdiğim demekki benimki bir heves değilmiş
Oysa senden beklediğim ufacık bir nefes iken.
